<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>www.selcukuniversitesi.org</title>
	<atom:link href="http://www.selcukuniversitesi.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.selcukuniversitesi.org</link>
	<description></description>
	<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 05:49:11 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Hz.Mevalananın Eserleri</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/eserleri/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/eserleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=332</guid>
		<description><![CDATA[HZ MEVLÂNA&#8217;NIN ESERLERİ
MESNEVİ
Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla &#8220;İkişer, ikişerlik&#8221; demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.
Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî&#8217;de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HZ MEVLÂNA&#8217;NIN ESERLERİ</p>
<p>MESNEVİ</p>
<p>Mesnevî, klâsik doğu edebiyatında, bir şiir tarzının adıdır. Sözlük anlamıyla &#8220;İkişer, ikişerlik&#8221; demektir. Edebiyatta aynı vezinde ve her beyti kendi arasında ayrı ayrı kafiyeli nazım şekillerine Mesnevî adı verilmiştir.</p>
<p>Her beytin aynı vezinde fakat ayrı ayrı kafiyeli olması nedeniyle Mesnevî&#8217;de büyük bir yazma kolaylığı vardır. Bu nedenle uzun sürecek konular veya hikâyeler şiir yoluyla söylenilecekse, kafiye kolaylığı nedeniyle mesnevî tarzı seçilir. Bu suretle şiir, beyit beyit sürüp gider.</p>
<p>Mesnevî her ne kadar klâsik doğu&#8217;şiirinin bir şiir tarzı ise de &#8220;Mesnevî&#8221; denildiği zaman akla &#8220;Mevlâna&#8217;nın Mesnevî&#8217;si&#8221;gelir. Mevlâna Mesnevî&#8217;yi Çelebi Hüsameddin&#8217;in isteği üzerine yazmıştır. Kâtibi Hüsameddin Çelebi&#8217;nin söylediğine göre Mevlanâ, Mesnevî beyitlerini Meram&#8217;da gezerken,otururken, yürürken hatta semâ ederken söylermiş, Çelebi Hüsameddin de yazarmış.</p>
<p>Mesnevî&#8217;nin dili Farsça&#8217;dır. Halen Mevlâna Müzesi&#8217;nde teşhirde bulunan 1278 tarihli, elde bulunan en eski Mesnevî nüshasına göre, beyit sayısı 25618 dir.</p>
<p>Mesnevî&#8217;nin vezni : Fâ i lâ tün- Fâ i lâ tün - Fâ i lün&#8217;dür</p>
<p>Mevlâna 6 büyük cilt olan Mesnevî&#8217;sinde, tasavvufî fikir ve düşüncelerini, birbirine ulanmış hikayeler halinde anlatmaktadır.</p>
<p>DİVAN-I KEBİR</p>
<p>Dîvân, şairlerin şiirlerini topladıkları deftere denir. Dîvân-ı Kebîr &#8220;Büyük Defter&#8221; veya &#8220;Büyük Dîvân&#8221; manasına gelir. Mevlâna&#8217;nın çeşitli konularda söylediği şiirlerin tamamı bu divandadır. Dîvân-ı Kebîr&#8217;in dili de Farsça olmakla beraber, Dîvân-ı Kebîr içinde az sayıda Arapça, Türkçe ve Rumca şiir de yar almaktadır. Dîvân-ı Kebîr 21 küçük dîvân (Bahir) ile Rubâî Dîvânı&#8217;nın bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Dîvân-ı Kebîr&#8217;in beyit adedi 40.000 i aşmaktadır. Mevlâna, Dîvân-ı Kebîr&#8217;deki bazı şiirlerini Şems Mahlası ile yazdığı için bu dîvâna, Dîvân-ı Şems de denilmektedir. Dîvânda yer alan şiirler vezin ve kafiyeler göz önüne alınarak düzenlenmiştir.</p>
<p>MEKTUBA T</p>
<p>Mevlâna&#8217;nın başta Selçuklu Hükümdarlarına ve devrin ileri gelenlerin.e nasihat için, kendisinden sorulan ve halli istenilen diıü ve ilmi konularda ise açıklayıcı bilgiler vermek için yazdığı 147 adet mektuptur. Mevlâna bu mektuplarında, edebî mektup yazma kaidelerine uymamış, aynen konuştuğu gibi yazmıştır. Mektuplarında &#8220;kulunuz, bendeniz&#8221; gibi kelimelere hiç yer vermemiştir. Hitaplarında mevki ve memuriyet adları müstesna, mektup yazdığı kişinin aklına, inancına ve yaptığı iyi işlere göre kendisine hangi hitap tarzı yakışıyorsa o sözlerle ve o vasıflârla hitap etmiştir.</p>
<p>Fİ Hİ MA Fİ H</p>
<p>Fîhi Mâ Fih &#8220;Onun içindeki içindedir&#8221; manasına gelmektedir.. Bu eser Mevlâna&#8217;nın çeşitli meclislerde yaptığı sohbetlerin, oğlu Sultan Veled tarafından toplanması ile meydana gelmiştir. 61 bölümden oluşmaktadır. Bu bölümlerden bir kısmı, Selçuklu Veziri Süleyman Pervane&#8217;ye hitaben kaleme alınmıştır. Eserde bazı siyasi olaylara da temas edilmesi yönünden, bu eser aynı zamanda tarihi bir kaynak olarak da kabul edilmektedir. Eserde cennet ve cehennem, dünya ve âhiret, mürşit ve mürîd, aşk ve semâ gibi konular işlenmiştir.</p>
<p>MECÂLİS-İ SEB&#8217;A</p>
<p>(Yedi Meclis) Mecâlis-i Seb&#8217;a, adından da anlaşılacağı üzere Mevlâna&#8217;nın yedi meclisi&#8217;nin, yedi vaazı&#8217;nın not edilmesinden meydana gelmiştir. Mevlâna&#8217;nın vaazları, Çelebi Hüsameddin veya oğlu Sultan Veled tarafından not edilmiş, ancak özüne dokunulmamak kaydı ile eklentiler yapılmıştır. Eserin düzenlemesi yapıldıktan sonra Mevlâna&#8217;nın tashihinden geçmiş olması kuvvetle muhtemeldir. Şiiri amaç değil, fikirlerini söylemede bir araç olarak kabul eden Mevlâna, yedi meclisinde şerh ettiği Hadis&#8217;lerin konuları bakımından tasnifi şöyledir :</p>
<p>1. Doğru yoldan ayrılmış toplumların hangi yolla kurtulacağı.<br />
2. Suçtan kurtuluş. Akıl yolu ile gafletten uyanış.<br />
3. İnanç&#8217;daki kudret.<br />
4. Tövbe edip doğru yolu bulanlar Allah&#8217;ın sevgili kulları olurlar.<br />
5. Bilginin değeri.<br />
6. Gaflete dalış.<br />
7. Aklın önemi.</p>
<p>Bu yedi meclis&#8217;de, asıl şerh edilen hadislerle beraber, 41 Hadis daha geçmektedir. Mevlâna tarafından seçilen her Hadis içtimaidir. Mevlâna yedi meclisinde her bölüme &#8220;Hamd ü sena&#8221; ve &#8220;Münacaat&#8221; ile başlamakta, açıklanacak konuları ve tasavvufî görüşlerini hikaye ve şiirlerle cazip hale getirmektedir. Bu yol Mesnevî&#8217;nin yazılışında da aynen kullanılmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/eserleri/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hz.Mevlana</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/mevlana/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/mevlana/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:46:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mevlana]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[Hz. Mevlana
Hayatı
Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.
Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hz. Mevlana</p>
<p>Hayatı</p>
<p>Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi&#8217;nin Belh şehrinde doğmuştur.<br />
Mevlâna&#8217;nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında &#8220;Bilginlerin Sultânı&#8221; ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled&#8217;tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin&#8217;in kızı Mümine Hatun&#8217;dur.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh&#8217;den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü&#8217;I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh&#8217;den ayrıldı.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ&#8217;nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar&#8217;ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.</p>
<p>Sultânü&#8217;I Ulemâ Nişabur&#8217;dan Bağdat&#8217;a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ&#8217;be&#8217;ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam&#8217;a uğradı. Şam&#8217;dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende&#8217;ye (Karaman) geldiler. Karaman&#8217;da Subaşı Emir Mûsâ&#8217;nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler.</p>
<p>1222 yılında Karaman&#8217;a gelen Sultânü&#8217;/-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala&#8217;nın kızı Gevher Hatun ile Karaman&#8217;da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna&#8217;nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun&#8217;u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna&#8217;nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi.</p>
<p>Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti&#8217;nin egemenliği altında idi. Konya&#8217;da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü&#8217;I-Ulemâ Bahaeddin Veled&#8217;i Karaman&#8217;dan Konya&#8217;ya davet etti ve Konya&#8217;ya yerleşmesini istedi.</p>
<p>Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya&#8217;ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi&#8217;ni ikametlerine tahsis ettiler.</p>
<p>Sultânü&#8217;l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya&#8217;da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu SarayınınGül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı&#8217;ndaki bugünkü yerine defnolundu.</p>
<p>Sultânü&#8217;I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna&#8217;nın çevresinde toplandılar. Mevlâna&#8217;yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi&#8217;nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu.</p>
<p>Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems&#8217;de &#8220;mutlak kemâlin varlığını&#8221; cemalinde de &#8220;Tanrı nurlarını&#8221; görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü.</p>
<p>Mevlâna Şems&#8217;in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî&#8217;nin yerini doldurmaya çalıştılar.</p>
<p>Yaşamını &#8220;Hamdım, piştim, yandım&#8221; sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk&#8217; ın rahmetine kavuştu. Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Mevlâna&#8217;nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna&#8217;yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna&#8217;nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı.</p>
<p>Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah&#8217;ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen &#8220;Şeb-i Arûs&#8221; diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.</p>
<p>&#8220;Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/mevlana/mevlana/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Yunak İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yunak/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yunak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:45:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[yunak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=328</guid>
		<description><![CDATA[YUNAK
Yüzölçümü : 3001 km2
Nüfusu : 43.115
İlçe Merkezi : 13.499
Köyler : 29.616
Rakım : 1150 m.
Yunak pek çok medeniyetin uğrak yeri olmuş ilçelerimizdendir. Lidya devletinin Kral Yolu (Altın Yolu) Yunak İlçemizden geçmektedir. Sivrihisar&#8217;a bağlı Ballıhisar&#8217;daki yol kalıntıları kral yolu konusunda bilgi vermektedir. Yunak ve çevresinin ormanlarda kapalı olduğu ve yaygın olarak bağcılık yapıldığı, günümüzde elegeçirilen buluntulardan anlaşılmaktadır.
Yunak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YUNAK<br />
Yüzölçümü : 3001 km2<br />
Nüfusu : 43.115<br />
İlçe Merkezi : 13.499<br />
Köyler : 29.616<br />
Rakım : 1150 m.</p>
<p>Yunak pek çok medeniyetin uğrak yeri olmuş ilçelerimizdendir. Lidya devletinin Kral Yolu (Altın Yolu) Yunak İlçemizden geçmektedir. Sivrihisar&#8217;a bağlı Ballıhisar&#8217;daki yol kalıntıları kral yolu konusunda bilgi vermektedir. Yunak ve çevresinin ormanlarda kapalı olduğu ve yaygın olarak bağcılık yapıldığı, günümüzde elegeçirilen buluntulardan anlaşılmaktadır.</p>
<p>Yunak adının kaynağı ile ilgili çeşitli görüşler vardır. Bunlardan birisi Karataş deresinde çamaşır ve hayvanlarını yıkayanların isteklerini anlattıkları &#8220;Yunak(Yıkanalım)&#8221; kelimesidir. İkinci görüşe göre Turgutlular koyun ve kuzularını Karataş deresinde yıkamışlar ve temizlenen hayvanlara bakarak &#8220;Yünü Ak&#8221; demişlerdir. Bu değiş zamanla &#8220;Yunak&#8221; biçimine dönüşmüştür.</p>
<p>1912 yılına kadar Çeltik kasabasına bağlı olan Yunak sonradan Hatırlıya bağlanmıştır. İlçe merkezinin Cihanbeyli&#8217;ye alınması üzerine Akşehir&#8217;e bağlanan Yunak, bucak statüsü kazanmış, 1953 ise ilçe konumuna ulaşmıştır.</p>
<p>İlçemiz Konya&#8217;nın kuzeybatısında yer alır doğusunda Cihanbeyli, batısında Emirdağ ve Sultandağı, güneyinde Ilgın, Kadınhanı, Sarayönü güneybatıda Tuzlukçu, kuzeyde Polatlı, Haymana ve Çeltik ile sınırı vardır.</p>
<p>İlçe Merkezinde Mağara ve sığınaklar ile sur kalıntıları, Turgut Kasabası Miskamit şehir Harabeleri, Harunlar köyündeki kale yıkıntıları, Hursunlu köyü Taşkınlar yaylasındaki kale ve içindeki şehir harabeleri, Piribeyli Kasabasının Samıt ve Kapaklı mevkiindeki Pissiya şehri kalıntısı, aynı yerin Malçıskan mevkiindeki yığma hüyük ve Lahid kalıntıları, yine Karagöz Ağılı Mevkiindeki kilise ve şehir harabeleri buranın tarihi ve turistik yerleri olarak tanınmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yunak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Yalıhüyük İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yalihuyuk/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yalihuyuk/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:45:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[yalıhüyük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=326</guid>
		<description><![CDATA[YALIHÜYÜK
Yüzölçümü : 81 km2
Nüfusu : 5.603
İlçe Merkezi : 5.368
Köyler : 235
Rakım : 1002 m.
Yalıhüyük , Bozkır İlçesinin bir kasabası iken 1990 yılında İlçe hüviyeti kazanmıştır. Tarihi, çevre ilçeler ve Konya Tarihi ile ortak özelliklere sahiptir. Yaklaşık 200 yıl öncesi toprak kayması görülmesi üzerine Suğla Gölü yakınına taşındığı bilinmektedir. Yeni yerleşim yerinin seçilmesinde Suğla Gölü alanının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>YALIHÜYÜK<br />
Yüzölçümü : 81 km2<br />
Nüfusu : 5.603<br />
İlçe Merkezi : 5.368<br />
Köyler : 235<br />
Rakım : 1002 m.</p>
<p>Yalıhüyük , Bozkır İlçesinin bir kasabası iken 1990 yılında İlçe hüviyeti kazanmıştır. Tarihi, çevre ilçeler ve Konya Tarihi ile ortak özelliklere sahiptir. Yaklaşık 200 yıl öncesi toprak kayması görülmesi üzerine Suğla Gölü yakınına taşındığı bilinmektedir. Yeni yerleşim yerinin seçilmesinde Suğla Gölü alanının daralması ve gölden daha fazla yararlanma arzusunun dikkate alındığı ifade edilmektedir.</p>
<p>İlçe merkezindeki Hüyük ve çevresi &#8220;Sit Alanı&#8221; ilan edildiğinden imara kapatılmıştır. Hüyük&#8217;te bugüne kadar hiçbir arkeolojik araştırma ve kazı yapılmadığından İlçe tarihine kaynak olacak bilgilere ulaşılamamıştır.</p>
<p>Kuzeyde Seydişehir, güneyde Ahırlı, batıda Akseki ve doğuda Bozkır İlçeleriyle çevrelenmiş olan Yalıhüyük engebesiz bir alanda kurulmuştur. Suğla Gölü&#8217;nün hemen yanında yer alan Yalıhüyük&#8217;te hayat göl sularının çekilmesiyle ortaya çıkan verimli arazilerde yapılan tarım faaliyetleriyle devam etmektedir. Yalıhüyük&#8217;ün güneybatısında bulunan Toros Dağlar&#8217;ındaki gölcük yaylası, her yıl yaylacılık merkezi olarak kullanılmaktadır. İlçe merkezinde Belediye teşkilatı 1972 yılında kurulmuştur. Arasöğüt ve Saray köyleri ile Mutlu yaylası Yalıhüyük&#8217;e bağlı yerleşim yerleridir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/yalihuyuk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Tuzlukçu İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/tuzlukcu/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/tuzlukcu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:45:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[tuzlukçu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=324</guid>
		<description><![CDATA[TUZLUKÇU
Yüzölçümü :589 km2
Nüfusu : 9.909
İlçe merkezi : 5.969
Köyler : 3.940
Rakım : 1000 m.
İbrahim Hakkı Konyalı&#8217;nın &#8220;Konya İli&#8221; adlı kitabında Kanuni Devri&#8217;nde Tuzlukçu&#8217;nun 15 hanelik bir oba olarak kurulduğu yazılmaktadır.
Tuzlukçu halkının Doğanhisar Ketenli yaylasından gelerek yazla yakınlarında viran veya ören Tuzlukçu adı verilen mevkiinde konakladıkları, daha sonraları bilinmeyen nedenlerle buradan göç ederek bugünkü yukarıda mahallede bulunan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TUZLUKÇU<br />
Yüzölçümü :589 km2<br />
Nüfusu : 9.909<br />
İlçe merkezi : 5.969<br />
Köyler : 3.940<br />
Rakım : 1000 m.</p>
<p>İbrahim Hakkı Konyalı&#8217;nın &#8220;Konya İli&#8221; adlı kitabında Kanuni Devri&#8217;nde Tuzlukçu&#8217;nun 15 hanelik bir oba olarak kurulduğu yazılmaktadır.<br />
Tuzlukçu halkının Doğanhisar Ketenli yaylasından gelerek yazla yakınlarında viran veya ören Tuzlukçu adı verilen mevkiinde konakladıkları, daha sonraları bilinmeyen nedenlerle buradan göç ederek bugünkü yukarıda mahallede bulunan Hüyük ismi verilen tepenin çevresinde yerleştikleri anlaşılmaktadır.</p>
<p>Tuzlukçu&#8217; ya ikinci bir kafile olarak da Sultandağı eteklerinde, yaşayan hayvancılıkla geçinen Avşar Türkmenler&#8217;inden bir boy gelmiş 1450 yılları civarında bu kafile bugünkü aşağı mahallenin çevresinde yerleşmişlerdir.</p>
<p>İlçenin isminin Tuzlukçu olması konusunda çeşitli rivayetler vardır. Bir rivayete göre çevre ilçe ve köylerden tuz getirmek için tuz gölüne gidin kervanların konaklama yeri olduğu için bu yöreye Tuzlukçu adı verilmiştir. Bir diğer rivayete göre arazinin kıraç ve ağaçsız olması, esen sert rüzgarlardan da çok toz kalkmasının dolayı yöreye Tozlukçu denilmiştir. Zamanla Tozlukçu ismi değişime uğrayarak Tuzlukçu şekline dönüşmüştür.</p>
<p>Cumhuriyetin ilk yıllarında Akşehir İlçesine bağlı bir köy olan Tuzlukçu 1929 yılında aşağı ve yukarı Tuzlukçu&#8217; nun birleşmesiyle nahiye olmuştur. 1949 yılında nüfusunun 2000&#8242;i aşması sonucu belediye teşkilatı kurulmuş, 9 Mayıs 1990 tarihindede ilçe olmuştur. Halen 11 köyü bulunmaktadır.<br />
Doğusu Ilgın , batısı Akşehir Gölü ve Afyon&#8217;un Sultandağı İlçesi Güneyi Akşehir ve Kuzeyi Yunak ile çevrilmiştir. Türkmen-Emir dağlarının güneydoğu uzantılarına yaklaştıkça neojen tabakalardaki dalgalılığın arttığı dikkati çeker. Konarı Köyü bu genç oluşumlarla eski kitlelerin temas yeridir. Hursunlu&#8217;dan Konarı ve Kundullu&#8217;ya doğru gidildikçe hemen tamamen genç kalkerler üzerinden geçilir. Kundullu ve Konarı&#8217;dan Tuzlukçu&#8217;ya doğru gelindiği zaman kalkerlerin kuzeybatıda kaldığı görülür Fakat az sonra dik bir basamakla ovaya doğru inilir. Basamağın nisbi yüksekliği 60-70 m. kadardır. Tuzlukçu bir ovanın içerisindedir.</p>
<p>İlçede hiçbir akarsu olmamakta birlikte bazı köylerde çok küçük dereler vardır. Tuzlukçu İlçesinin güneybatısında bulunan Akşehir gölü Konya İlinin üçüncü büyük gölüdür. Denizden yüksekliği 960&#8242;m.dir. Suyu tatlıdır. Sultan Dağları&#8217;ndan inen kar ve yağmur sularından meydana gelen dere sularıyla beslenir. Bunun yanında Eber Gölü&#8217;nün fazla suları da Akşehir gölüne boşalır. İçinde az da olsa sazan ve turna balığı bulunur. Göl Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından 1992 yılında 01/07/1992 tarih ve 1368 kararla &#8220;Doğal Sit Alanı&#8221; ilan edilmiştir.</p>
<p>İlçenin bitki örtüsü bozkır olup, genelde yeşilliğin az olduğu görülür. Muhacir köyleri nisbeten daha yeşilliklidir. 1992 yılında Kaymakamlıkca &#8220;Ağaç Seferberliği&#8221; başlatarak her eve 5&#8242;er her öğrenciye 2 fidan kampanyası çerçevesinde toplam 33.000 fidanın dikimi gerçekleştirilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/tuzlukcu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Taşkent İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/taskent/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/taskent/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:44:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[taşkent]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=322</guid>
		<description><![CDATA[TAŞKENT
Yüzölçümü : 468 km2
Nüfusu : 53.635
İlçe Merkezi : 12.891
Köyler : 40.744
Rakım : 1460 m.
Taşkent, Orta Toroslar Taşeli Platosunda, Göksu vadisi kanyonları üzerinde yer alan küçük, ama şirin bir ilçemizdir. Tarihi kayıtlarda &#8220;Komesettin İli&#8221; olarak anılan Ermenek civarının 1227-1228 yıllarında Karamanoğulları&#8217;nın yerleşimine açılması ile yöredeki Türkmenler daha rahat hareket eder duruma gelişmişlerdir. Toros dağlarında kalan Ermenilerin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>TAŞKENT<br />
Yüzölçümü : 468 km2<br />
Nüfusu : 53.635<br />
İlçe Merkezi : 12.891<br />
Köyler : 40.744<br />
Rakım : 1460 m.</p>
<p>Taşkent, Orta Toroslar Taşeli Platosunda, Göksu vadisi kanyonları üzerinde yer alan küçük, ama şirin bir ilçemizdir. Tarihi kayıtlarda &#8220;Komesettin İli&#8221; olarak anılan Ermenek civarının 1227-1228 yıllarında Karamanoğulları&#8217;nın yerleşimine açılması ile yöredeki Türkmenler daha rahat hareket eder duruma gelişmişlerdir. Toros dağlarında kalan Ermenilerin Kilikyada (Çukurova) toplamaya başlamaları ile doğan boşluk Türkmen boylarından özellikle Avşar, Çetmi, Köseliler vb. boylarının yöreye iskanı ile doldurulmaya başlamıştır.</p>
<p>Ekseriyeti Avşarlardan oluşan Türkmenlerin Taşkent&#8217;e yerleşme tarihleri 1225-1250 yılları arasında rastlamaktadır. Taşkent yakınında yer alan Avşar, Balcılar, Bolay ve Çetmi kasabaları, göçebe olarak buraya gelen Türkmenler tarafından kurulduğu, bunların daha sonra yerleşik hayata geçtikleri bilinmektedir.</p>
<p>Taşkent ilçe merkezinin yörenin en eski yerleşim yeri olduğu tarihi belgelerle de doğrulamaktadır. Tarihte &#8220;Pirlerkondu&#8221; adıyla tanınan merkezi 1930 yılında Vali İzzet Bey tarafından &#8220;Taşkent&#8221; adı ile anılan nahiye 4 Temmuz 1987 tarih ve 19507 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayımlanarak yürürlüğe giren 3392 sayılı Kanun gereğince ilçe olup, 11 Ağustos 1988 tarihinde fiilen faaliyete geçmiştir.<br />
Taşkent; Konya İlinin 135 km. güneyinde Akdeniz sahiline yaklaşık 100 km. uzakta olup, Akdeniz bölgesinde yer alır. Ancak bulunduğu yer Orta Torosların, Taşeli mevkiinin oldukca yüksek bir bölge olması nedeniyle bozulmuş Akdeniz iklimi ile karasal iklimin özelliklerini bir arada görmek mümkündür. Taşkent&#8217;te kışlar soğuk ve karlı yazlar ılık ve kurak geçer. İlçemiz 4 kasaba, 5 köy ve ilçe merkezi ile birlikte toplam 10 yerleşim birimi bulunmaktadır. Kasabalarımız Avşar, Balcılar, Bolay ve Çetmi olup, köylerimiz ise; Büyükılıcapınar, Küçükılıcapınar, Kecimen, Kongul ve Sazaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/taskent/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Seydişehir İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/seydisehir/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/seydisehir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[seydişehir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[SEYDİŞEHİR
Yüzölçümü : 2207 km2
Nüfusu : 91.293
İlçe Merkezi : 53.186
Köyler : 38.107
Rakım : 1150 m.
1970 yılında yapılan kazılarda İlçemiz Bostandere kasabası yakınlarında Roma devri anfi tiyatrosu kalıntıları ortaya çıkmıştır. Seydişehir&#8217;in Horasanlı Seyit Harun Veli Hazretlerinin gelip konaklaması ile takriben 1310 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Beyşehir&#8217;de konuşlanmış olan Eşrefoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devletinin bir parçası olarak, Seydişehir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SEYDİŞEHİR<br />
Yüzölçümü : 2207 km2<br />
Nüfusu : 91.293<br />
İlçe Merkezi : 53.186<br />
Köyler : 38.107<br />
Rakım : 1150 m.</p>
<p>1970 yılında yapılan kazılarda İlçemiz Bostandere kasabası yakınlarında Roma devri anfi tiyatrosu kalıntıları ortaya çıkmıştır. Seydişehir&#8217;in Horasanlı Seyit Harun Veli Hazretlerinin gelip konaklaması ile takriben 1310 yıllarında kurulduğu tahmin edilmektedir. Beyşehir&#8217;de konuşlanmış olan Eşrefoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devletinin bir parçası olarak, Seydişehir bölgesini de kapsayacak şekilde 1327 Moğol istilasına kadar hayatiyetini sürdürmüştür.</p>
<p>İlçenin kuruluşu ile ilgili Osmanlı salnamelerinden alınan bilgiler doğrultusunda, Seyit Harun Veli Horasan&#8217;dan Konya&#8217;ya intikal etmiş, Konya&#8217; dan da önce İlçeye bağlı bugünkü Ortakaraören (Karaviran) kasaba mıza gelmiş ve tarihi izler bırakarak, Seydişehir İlçesinin bulunduğu mevkiye intikal etmiştir. Bu esnada Seydişehir&#8217;de hiçbir yerleşim birimi yok iken, Seyit Harun Veli, önce kurmayı tasarladığı şehrin Kal&#8217;a (Kale Duvarı) kapılarının inşaasına başlamak üzere, iskan bölgesinin etrafını yüksek duvarlarla çevirmiş ve bilahire Seyit Harun Camii&#8217;nin inşaasına başlayarak 1310 yılında camii ibadete açılmıştır. Bu camii , külliye şeklinde hamamı ve diğer müştemilatı ile imar edilmiştir. Bu külliyede Seyit Harun Türbesi (1320) Halife Sultan Türbesi (Seyit Harun Veli&#8217;nin kızı) (1367) Rüstem Bey ve Sultan Hatun Türbesi (Turgutoğulları Soyundan Rüstem Bey, kızı ve oğulları) bulunmaktadır.</p>
<p>Seydişehir İç Anadolu Bölgesinde Konya&#8217;ya 85 km. uzaklıktadır. Seydişehir doğuda Konya ve Çumra, Güneyde Bozkır ve Akseki, kuzeyde Beyşehir ile çevrilidir. Seydişehir&#8217;in batı kesiminden başlayıp güneye doğru uzanan Küpe Dağı, güneyde zengin boksit yataklarının bulunduğu Giden Gelmez Dağı adı ile devam eder . Kuzeybatıdan Güneydoğuya Suğla gölüne kadar olan arazi ovalıktır. İlçenin iklimi, kara ikliminden Akdeniz iklimine geçiş özellikleri taşır. Seydişehir 4. derece deprem bölgesinde yer almaktadır. Seydişehir İlçesi Küpe Dağı&#8217;nın eteğinde kurulmuştur. Kentin batı ve güneybatısında çevreleyen Küpe Dağı&#8217;nın yüksekliği 2551 m.ye ulaşır Güneydeki dağlar ise toroslara aittir. Küpe Dağı eteklerinde çok sayıda pınar ve kaynak çıkmaktadır. Kentin çevresini oluşturan bu yüksek dağlar, Seydişehir de değişik bir estetik siluet oluşturmaktadır. Ayrıca kentin içinde eğlendirici, boş vakit geçirici amacıyla kullanılan Pınarbaşı, Kuğulu ve Beldibi Göletleri , suyunu Küpe dağındaki kaynaklardan alan doğal güzelliklerdendir.</p>
<p>Eskiden Beyşehir üzerinden Konya&#8217;ya gitmek mümkün iken, yeni açılan Konya-Antalya karayolu ile Türkiye&#8217;nin her yerine bağlantı sağlanmıştır. Şu anda ilçe Konya&#8217;ya 85 km., Antalya&#8217;ya 208 km., Manavgat&#8217;a 135 km. mesafededir. İlçenin tüm kasaba ve köy yolları asfalt kaplamadır.</p>
<p>Turistik yerler : Tınaztepe Mağarası, doğal su kaynakları ilçenin çok eski bir yerleşim merkezi olması nedeniyle görülmeye değer özelliklerdir. Kazı çalışmaları , bugüne kadar başlamamış olmasına karşın, antik yerleşim kalıntıları bakirliği ile ilginçliğini korumaktadır. Toros dağlarının doğal güzellikleri , yaylalar, avlaklar, iç ve dış turizmin ilgi odağı olabilecek yapıdadır.</p>
<p>Seydişehir&#8217;de termal özellik taşıyan tek yer, hemen şehir içerisindeki Ilıca&#8217;dır. Pınarbaşı ve Kuğulu&#8217; da doğal su kaynakları olarak önemlidir. Ilıca tepesindeki kaplıcaların tarihinin M.Ö.&#8217;ye dayandığı sanılmaktadır. Deri, kemik, açık yaralar kadın hastalıklarına şifa bulduğu tahmin edilen kaplıcalar biri açık üçü kapalı havuz olmak üzere hizmet vermektedir. Tınaztepe Mağarası Konya-Seydişehir ve Antalya yolu üzerinde (Turizm Yolu) doğal harikadır. Seyit Harun Camii ve Türbesi , Muhammed Kuddusi Türbesi , Hacı Abdullah Efendi Türbesi, Seydişehir Kalesi, Halife Sultan Türbesi, Rüstem Bey ve Sultan Hatun Türbesi , Roma Şehri, Arastepe Roma Şehri, Eziktepe, Hitit Şehri, Kilise duvarları, (Ketenli Kasabası) , Akçalar Höyüğü, Karabulak Höyüğü, Ilıca Termal Tesisleri, Vasata Antik Tiyatro, Tınaztepe-Güvercinlik-Fevzine Mağaraları, Yeraltı Gölleri, Vervelit Şehri Kalıntıları, Arnava Şehri Kalıntıları Tarihi çeşmeler, Ilıca, Pınarbaşı, Kuğulu, Mamanda, Gözpınar, Çaybaşı, Beldibi, İçerikışla Seydişehir&#8217;in en önemli tarihi ve turistik yerleri olarak dikkati çekmektedir.<br />
İlçenin güneyinde uzanan Toros Dağları silsilesinde yaban domuzu, yaban keçisi , tavşan ve keklik gibi av hayvanları barınmaktadır. &#8220;Yaban Hayvanları ve Yaban Hayatını Koruma Sahaları&#8221; olarak belirlenen Bulamaç Kazanı Elmasut Yaylası, Keçili Köyü, Mortaş, Susuzşahap Yaylası, Gölyeri Mevkii , Karakışla Yaylası, Alacabel, Çatal oluk Çeşmesi, Elmalı Yaylası, Giden gelmez Dağı v.b. yörelerde kontrollü olarak av turizmi yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/seydisehir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Selçuklu İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/selcuklu/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/selcuklu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:43:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[selçuklu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[SELÇUKLU
Yüzölçümü : 2056 km2
Nüfusu : 365.805
İlçe Merkezi : 345.135
Köyler : 20.670
Rakım : 1016 m
Selçuklu&#8217;nun tarihi geçmişi, kültür, sanat, eğitim, bilim ve askeri hayatı Konya&#8217;dan ayrı düşünülemez.
Tarihi Konya ile 20. Yüzyıl Konya&#8217;sının sentezi olan Selçuklu; Anadolu Selçukluları&#8217;na başkentlik yapmış, bağrında Sultanlar yetiştirmiş, hakimiyetini 6 asır sürdürecek Osmanlı Devleti&#8217;ne kılavuzluk ve beşiklik yapmış şerefli bir maziye ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SELÇUKLU<br />
Yüzölçümü : 2056 km2<br />
Nüfusu : 365.805<br />
İlçe Merkezi : 345.135<br />
Köyler : 20.670<br />
Rakım : 1016 m</p>
<p>Selçuklu&#8217;nun tarihi geçmişi, kültür, sanat, eğitim, bilim ve askeri hayatı Konya&#8217;dan ayrı düşünülemez.</p>
<p>Tarihi Konya ile 20. Yüzyıl Konya&#8217;sının sentezi olan Selçuklu; Anadolu Selçukluları&#8217;na başkentlik yapmış, bağrında Sultanlar yetiştirmiş, hakimiyetini 6 asır sürdürecek Osmanlı Devleti&#8217;ne kılavuzluk ve beşiklik yapmış şerefli bir maziye ve tarihe sahiptir.</p>
<p>Bir dizi devlete ve XI. yüzyıldan XIV. yüzyıla kadar hakim olan &#8220;Selçuk&#8221; kelimesinin aslı ile ilgili iki görüş ileri sürülmektedir. Bu konuda uzman tarihçilerimizden rahmetli Osman Turan&#8217;a göre kelimenin aslı &#8220;Selçuk&#8221; değil &#8220;Salçuk&#8221; tur. Eski Türkler, &#8220;Sal&#8221; ekli &#8220;Saltuk, Salpur, Salur&#8230;&#8221;gibi kelimeleri kullanmaktadırlar. Burada &#8221; Selçuk&#8221; isminin aslının &#8220;Selçuk&#8221; olduğunu belirtir. Selcük &#8220;Küçük sel&#8221; anlamındadır.</p>
<p>&#8220;Selçuk&#8221; da &#8220;Selcük&#8221; de Türkçe ses uyumuna uygun kelimelerdir. Kelime yapısı bir yana Selçuk, Oğuzlar Devleti (Yabguluğu) içinden kopup, gelerek İslam gazisi olan bir Kınık Beyi&#8217;nin adıdır. Yüzyedi yaşında ölen Selçuk Bey&#8217;in adı, torunları devrinde istiklalini ilan eden devletin ismi olmuştur. O devlet, Büyük Selçuklular veya Selçuklu Cihan Devleti&#8217;dir. Adı üstünde Türkistan&#8217;dan Anadolu&#8217;ya kadar eski dünya kıtalarını elinde tutan bu devlet, yeni filizler vermeden göçmez. Verdiği ilk filizlerden birisi Anadolu Selçuklu Devaleti&#8217;dir. Alp Arslan Gazi yani Büyük Selçuklularla asıl Anadolu kapıları; Anadolu Selçukluları ile vatanlaştırılıp elde tutulmuştur.</p>
<p>Konya bir göl tabanı olan ovanın tabanında kurulmuştur. Hemen batısında Takkeli ve Loras Dağları yükselmektedir. En önemli akarsuyu, Meram Deresi&#8217;nden gelip yazın Konya bağ ve bahçelerini sulayan, kışın doğudaki Aslım bataklığına dökülen Meram Çayı&#8217;dır.</p>
<p>Konya kurak bir iklime sahip olup yazın çok sıcak geçerdi. Bu sebeple geceleri damlarda yatılırdı. Kışın kar, ilkbaharda bol yağmur yağar. Yağış ortalaması çevre illere göre daha düşüktür. Bununla birlikte kurak geçmeyen yıllarda, ziraat için yeterli olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/selcuklu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Sarayönü İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/sarayonu/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/sarayonu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:43:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[sarayönü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=316</guid>
		<description><![CDATA[SARAYÖNÜ
Yüzölçümü : 1088 km2
Nüfusu : 39.110
İlçe Merkezi : 12.221
Köyler : 26.889
Rakım : 1055 m.
Sarayönü yerleşim alanında bulunan 4000 yıl kadar önce Hititler&#8217;in yaşadıkları bilinmektedir. Daha sonraları Frigyalıların ve Bizanslıların eline geçti. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında tamamen &#8220;Türk Yurdu&#8221; oldu. Kuruluş hakkındaki tarihi bilgilere göre Sarayönü&#8217;nün güney batısında bulunan Saiteli ile güneyindeki Ladik Dağlarının eteğinde kurulmuş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>SARAYÖNÜ<br />
Yüzölçümü : 1088 km2<br />
Nüfusu : 39.110<br />
İlçe Merkezi : 12.221<br />
Köyler : 26.889<br />
Rakım : 1055 m.</p>
<p>Sarayönü yerleşim alanında bulunan 4000 yıl kadar önce Hititler&#8217;in yaşadıkları bilinmektedir. Daha sonraları Frigyalıların ve Bizanslıların eline geçti. Selçuklular ve Osmanlılar zamanında tamamen &#8220;Türk Yurdu&#8221; oldu. Kuruluş hakkındaki tarihi bilgilere göre Sarayönü&#8217;nün güney batısında bulunan Saiteli ile güneyindeki Ladik Dağlarının eteğinde kurulmuş olan Bozok (Öziçi) ili adı ile bilinen iki kasaba halkının; oturdukları yerler Haçlı ordusunun geçiş yolu üzerinde olmasından bu ordunun yağmasından kurtulmak istediler. Bu sebeble inlerin bulunduğu, bugünkü Yukarı Mahalle denilen yere göç ettiler. İşte bu yüzden kasabalarından göç edip inlere yerleşenler Sarayönü&#8217;nün kuruluşunda öncü olmuşlardır.</p>
<p>Tolabası adı ile anılan bu inlerin o zamanlar hem sığınak hem de mesken olarak kullanıldığı tahmin edilmektedir. İlçenin ismi bu inlere bağlanır. Büyüklüğü, konforu ve kullanışlı olması bakımından saraya benzetilen bu inlerden dolayı buraya SARAYİNİ denmiştir. Bu isim zamanla &#8220;Sarayönü&#8221; biçiminde kullanılır olmuştur.</p>
<p>Kuzeyinde Cihanbeyli, batı&#8217;dan Kadınhanı, doğudan Konya İli, güneyden Ladik Dağları ile sınırlıdır. Bölgemizde yüzey şekilleri bakımından bir sadelik göze çarpar. İlçemiz toprakları Cihanbeyli platosunun güney uzantısındaki düzlükler üzerinde bulunmaktadır. İlçemiz güneyden Batı Torosların bir uzantısı olan Sultan Dağları ve Ladik Dağları ile çevrilmiştir.</p>
<p>Ladik tipi halıcılık başta Ladik Kasabası olmak üzere Sarayönü merkez ve diğer köylerde el tezgahları vasıtasıyla halkın önemli gelir kaynağını oluşturmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/sarayonu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Konyanın Meram İlçesi</title>
		<link>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/meram/</link>
		<comments>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/meram/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 13:42:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Konya]]></category>

		<category><![CDATA[meram]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.selcukuniversitesi.org/?p=314</guid>
		<description><![CDATA[MERAM
Yüzölçümü : 1949 km2
Nüfusu : 281.728
İlçe Merkezi : 241.256
Köyler : 40.472
Rakım : 1016 m.
Sözlüklerde,&#8221;İstek,amaç,gaye,maksat&#8221; anlamına geldiğinden bahsedilen &#8220;MERAM&#8221; kelimesi, Konya ilinin 3 merkez ilçesinden biridir. Atasözleri arasında &#8220;Meramın elinden bir şey kurtulmaz&#8221; olarak yer alırken deyimlerde &#8220;Meramını anlatmak, merak etmek&#8221; şeklinde geçmekte; bunlar da &#8221; isteğini, derdini anlatmak, üstüne düşmek, yapmak istemek&#8221; anlamlarına gelmektedir.
Evliya Çelebi, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MERAM<br />
Yüzölçümü : 1949 km2<br />
Nüfusu : 281.728<br />
İlçe Merkezi : 241.256<br />
Köyler : 40.472<br />
Rakım : 1016 m.</p>
<p>Sözlüklerde,&#8221;İstek,amaç,gaye,maksat&#8221; anlamına geldiğinden bahsedilen &#8220;MERAM&#8221; kelimesi, Konya ilinin 3 merkez ilçesinden biridir. Atasözleri arasında &#8220;Meramın elinden bir şey kurtulmaz&#8221; olarak yer alırken deyimlerde &#8220;Meramını anlatmak, merak etmek&#8221; şeklinde geçmekte; bunlar da &#8221; isteğini, derdini anlatmak, üstüne düşmek, yapmak istemek&#8221; anlamlarına gelmektedir.</p>
<p>Evliya Çelebi, Seyahatnamesi&#8217;nde gezip-gördüğü yerler arasında bağ bahçe, bostanlardan söz ederken bağlık-bahçelik bu yerlere her defasında &#8220;Bağ-ı Meram&#8221; ifadesini kullanmaktadır; hatta buraların Konya&#8217;nın Meram&#8217;ı gibi olduğunu ifade etmektedir. “ Peçevi şehrinin Baruthane mesiresi, Kırım’ın Sudak Bağı, İstanbul’un yüz yetmiş beşten fazla bahçe ve gülistanları, Tebriz’in Şah-ı Cihanbağı, Konya’nın Meram Mesiresinin yanında bir çemenzar bile değildir.”</p>
<p>Konya İli tarihi ile Meram&#8217;ın tarihçesi arasında bir paralelik vardır. Tarih devirlerinde Konya ili Hititler, Frigler, Lidyalılar ve Persler tarafından yönetilmiştir. Büyük İskender ve Romalılar tarafından ele geçirilen Konya, Selçukluların başşehri olur. Daha sonra Konya&#8217;da Karamanoğullarının meteakiben Osmanlı Devleti&#8217;nin hakimiyeti görülür.</p>
<p>Meram ilçesi 26.06.1987 günü T.B.M.M.&#8217;de kabul edilen Kanun gereği Konya il Merkezinin Büyüşehir hüviyetine kavuşturulmasıyla kurulmuştur. Meram ilçesi kuruluş çalışmalarını tamamlayarak 08 Ağustos 1988 tarihinden itibaren hizmete başlamıştır.</p>
<p>27 Haziran 1987 gün ve 19500 Sayılı Resmi Gazete&#8217;de yayınlanan 3399 Sayılı Kanunla ilçe hüviyetine kavuşan Meram ilçesi, 1112 Km2&#8242; lik yüzölçümüyle Konya&#8217;nın önemli bir yerleşim merkezidir.</p>
<p>Adını Meram Bağlarından alan Meram ilçesi; T.B.M.M.&#8217;nin 20 Haziran 1987 tarihli oturumunda Konya il merkezinin Büyükşehir hüviyetine kavuşturulmasıyla Karatay ve Selçuklu ilçeleriyle birlikte doğmuştur.</p>
<p>Meram ilçesi, konum itibariyle Konya&#8217;nın güney ve güney batısında yer alır. İlçenin kuzeyinde Selçuklu; güneyinde Çumra; Akören ve Bozkır, batısında Beyşehir ve Seydişehir; doğusunda Karatay ilçeleriyle çevrelenmiştir.</p>
<p>İlçemizin kuzeyi ve batısı dağ ve tepeleri çevrilidir, güneyi açık geniş bir ovalıktır. İlçemizin sulama suyu ihtiyacı Altınapa Barajı&#8217;ndan karşılanmaktadır.<br />
Kara iklimin görüldüğü Meram ilçesinden akarsuların yok denecek kadar az olması sulanan arazi miktarının az olması sorununu doğurmaktadır.<br />
Meram Bağları : Konya şehir merkezine 8 km. uzaklıkta Meram Çayının da bulunduğu türkülere konu olmuş eşsiz bir mesire yeridir. Meram&#8217;da Selçuklu Devrinde Hasbeyoğlu Mescidi, Hamamı ve Dar&#8217;ülhuffazı ile Tavusbaba türbesi bulunmaktadır.</p>
<p>Kızılviran Hanı : Konya-Beyşehir karayolu üzerinde olup, il merkezine 44 km. uzunlukta, kışlık ve yazlık bölümleri bulunan bir handır.<br />
Çayırbağı. Dere, Dutlukırı ve Ordu Çeşmesi, Hatıp, Gökyurt Köyleri (Gilistra) Meram ilçe merkezinde havası, suyu ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerce aranan yerler arasındadır.</p>
<p>Yemin Ormanı : Tavusbaba Türbesinin de bulunduğu tepe üzerinde Cumhuriyet Döneminde yapılan ağaçlandırma çalışmaları sonucu kazanılan Yemin Ormanı, piknik yerlerine ve 2 ayrı dinlenme tesisine sahip bulunmaktadır.</p>
<p>Arkeloji Müzesi : 1962 yılında açılan Arkeloji Müzesinde Neolitik, Erken Bronz, Hitit, Frig, Grek, Roma ve Bizans devirlerine ait eserler teşhir edilmektedir. Sahipata Camii bitişiğinde yer alan Arkeloji Müzesinde Çatalhüyük, Canhasan, Erbaa Sızma, Karahüyük ve Alaeddin Tepesindeki kazılarda bulunan eserler bulunmaktadır.</p>
<p>Atatürk Müzesi : Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün Konya&#8217;yı şereflendirmeleri sırasında kaldığı ev 1928 yılında Muskafa Kemal Atatürk&#8217;e hediye edilmiştir. 1964 yılında müze olarak düzenlenen evde Atatürk&#8217;e ait elbiseler, özel eşyalar, fotoğraflar ve belgeler sergilenmektedir.</p>
<p>Sırçalı Medrese Müzesi : Gazialemşah Mahallesindedir. Avlulu Medrese tipinin güzel örneklerindendir. Fıkıh öğretimi üzere Bedrettin Muslik tarafından 1242&#8242;de yaptırılmıştır.</p>
<p>MERAM İLÇESİ VAKIF ESERLERİ</p>
<p>Tahtatepen Camii, Emir Halil Camii, Kadı Mürsel Camii, Kürkçü Mescidi, Fahrünnisa Mescidi, Yaka Mahallesi Mescidi,Faruk Camii,Yolcuoğlu Camii, Selma-ı Pak Camii, B.Kovanağzı Camii, K.Aymanas Mühürcü Camii, Serame Camii, Aşkan Camii, Araböldüren Camii, Pürümcekbaşı Camii, Mecidey Camii, Ayanbey Camii, Emir Nurettin Camii, Nasuhbey Camii, Ateşbaz Türbesi, Aski Camii, Übeyit Camii, Saatçi Camii, Telli Mescidi, Tarhan Mescidi, Turut Cemal Ali Dede Camii ve Külliyesi, Şeyh Ebrul Vefa Camii, Avgın Camii, İplikçi Camii, Şükran Camii, Şeyh Osman Rumi Camii, Tahir Paşa Camii, Abdülmümin Camii, İhtiyarettin Mah. Vakfı, Hasbey Mescidi, Hoca Hasan Camii, Abdülaziz Camii, Amberreis Camii, Turgutoğlu Türbesi, Furkan Dede Mescidi, Ak Camii, Kömürcüler Camii, Kapu Camii, Havzan Buzhaneleri, Hoca Fakih Türbesi, Cemel Ali Dede Türbesi, Tahir ile Zühre Türbe ve Mescidi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.selcukuniversitesi.org/konya/meram/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
